28 Kasım 2012 Çarşamba

Vahşi Doğa Fotoğrafçılığı



Dünyamızı hızla tüketiyoruz. İki kere düşünmeden attığımız her adım, bugünümüzü olduğu kadar yarınımızı ve geleceğimizi etkiliyor. Dünyadaki tüm toplumların, gelişmiş ülkelerin hızında tüketim yapması halinde, üç dünyanın kaynaklarının bile bize yetmeyeceğini sık sık telaffuz ediyor otoriteler.

İnsan nüfusu hızla çoğalıp, yeryüzüne yayılırken, hayvan nüfusu da aynı hızla azalıyor. Denizden karaya, ekvatordan kutuplara, tüm hayvan türlerinin beslenme ve yaşam alanları fakirleşiyor ve daralıyor.

İtalya’daki en prestijli takvimlerden biri olan Epson 2013’e imzasını atan fotoğrafçı Stefano Unterthiner bu alanda uzmanlaşmayı tercih etmiş doğa aşığı bir fotoğrafçı. Çektiği karelerle vahşi hayatın korunmasının öneminin, dünyamızda diğer canlıların da insanlarla eşit yaşam hakkına sahip olduğunun altını çizmek istiyor.

Tarla Sincabı

Söyleşi* (*The Complete Photographer, Tom Ang)
Vahşi hayat fotoğrafçılığında uzmanlaşmanızın özel bir nedeni var mı?
 İlk fotoğraflarımı 17 yaşındayken Valle d’Aosta Alplerinde çekmeye başladım. İlk gerçek tutkum doğaydı, fotoğraf bunun ardından geldi. Fotoğraf çekmek benim için doğa ile iç içe zaman geçirme aracıydı.  

En sevdiğiniz konular hangileri, onlarla olan ilişkinizi biraz anlatır mısınız? Bu alanda uzman mısınız?
Bir projeye başlamadan önce, mümkün olduğu kadar çok bilgi toplarım. Aylarca üzerinde çalıştıktan sonra, hayvanlarla empatik bir ilişki geliştiririm ve onlara saygı duymak için çaba gösteririm. Hayvan “dostlarımın” huzurunu bozmamak, onların iyi olması daima benim önceliğimdir.  

Fotoğrafçılığınızda yenilikçi olmayı başardığınızı düşünüyor musunuz, yoksa üzerinizde geçmiş ustaların gölgesi mi var?
Tarihi ve geçmişteki ustaların işlerini bilmeyi hem gerekli, hem önemli görüyorum. Ancak, onların çalışmalarını bir referans olarak almıyorum, çünkü benim kendime ait bir tarzım ve yolum olmak zorunda. Ben kendi üslubumu, hayvanlar ve onun doğal çevresi arasındaki bağı sergilemek için, konuya göre uyarlamaya çalışıyorum.

Fotoğrafçılığın bir alanında ya da türünde uzmanlaşmak size göre ne kadar önemlidir?
Bu önemlidir. Çok çeşitli şeyler yapabilenlere hayranlık besliyorum, ama onların iyi doğa fotoğrafları çekebildiğine nadiren rastlıyorum. Bu özel bir alandır. Hayvanlara ve doğaya tutku ile bağlanmalı ve konunuz hakkında derinlemesine bilgi edinmelisiniz.

Sizin çalışmalarınızı diğerlerinden ayıran yönler?
Bir konu ve onun çevresi arasındaki ilişkiyi fotoğraflamaktan zevk alıyorum. Bu doğayı koruma ile ilgili de bir mesaj vermeye yardımcı oluyor. Bazen, türleri korumaya odaklanıyoruz, ama onların doğal yaşam çevrelerini, yani habitatı korumaya da ihtiyacımız olduğunu unutuyoruz. Ayrıca geniş açılı lenslerle ifadelerini veya hareketlerini fotoğraflamayı da seviyorum. Geniş açı bakana olayın tam ortasında olduğunu hissettiriyor. Vizör hayvanın dünyasına giriyor.
Bir günün hikayesi

Geliştikçe, ne yönde değiştiniz?
Pek fazla değişmedim. Daha küçükken dağlara çıkar ve bir fotoğrafçı olmayı düşlerdim. Bugün en çok sevdiğim işi yapıyorum. Ama zaman içinde önceliklerim değişti. Şimdi yalnızca iyi fotoğraflar çekmek istemiyorum, aynı zamanda ekolojik temalar üzerine yoğunlaşan hikayeler anlatmak istiyorum. Doğayı koruma konusu üzerinde çalışıyorum, onun kötüye kullanılmasına ve soyu tükenen hayvanlara dikkat çekmek istiyorum. Bugün çalışmalarımın merkezinde doğanın korunması fotoğrafçılığı yer alıyor.
Bir fotoğrafçı olarak gelişiminiz üzerinde en büyük etkiyi ne yarattı?
Özel olarak aklıma gelen bir şey yok. Her gün sahada çalışıyorum, diğer fotoğrafçılarla karşılaşıyorum. Çeşitli akımlar ve gelişmeler görüyorum. Kişiler sürekli bir büyüme, gelişme ve yeni tecrübelere açık olmalıdırlar.

İleride ne ile hatırlanmak isterdiniz?
Doğaya ve hayvanlara duyduğum sevgi ve saygı ile. Bunlar benim çalışmalarım aracılığıyla iletmeye çalıştığım değerler. Doğa güzeldir ve ben bunu diğer kişilere göstermeye çalışıyorum.

Fotoğrafçılık eğitimi aldınız mı?
Ben alaylı bir fotoğrafçıyım, deneme yanılma yoluyla öğrendim, ama zooloji dalında yaptığım doktoranın içimdeki tutkuyu bir işe dönüştürmeye yardımı oldu. Bir doğa fotoğrafçısı olmak için bir dereceye ihtiyacınız yok ama konuyu ve türlerin biyolojisini iyi bilmelisiniz.

Geçen 10 yıl içinde fotoğrafçılık alanında büyük değişiklikler oldu, bu konuda neler söyleyeceksiniz? Bu değişikliklerin size faydası mı oldu, yoksa zararı mı?
Ben memnunum. Dijital fotoğrafçılık ve yeni teknoloji fotoğrafçılara taze bakış açıları ve yeni olasılıklar kazandırdı. Tüm bunlar da yaratıcılık ve yenilikçilik yönünden kazanç oldu.

Fotoğrafçılık dünyayı daha iyi bir yer haline getirebilir mi? Bu sizin yapmaya uğraştığınız bir şey mi?
Fotoğrafçılık dünyayı değiştirmeyebilir ama kişilerin fikirlerini değiştirebilir. Ben çalışmalarımın insanlığı doğaya yaklaştırmasına yardımcı olmasını umuyorum. Daha iyi bir kavrayış, beraberinde saygıyı getirir.
Bir günün hikayesi




Dijital fotoğraf işleme ile aranız nasıl?
Bilgisayar ve bilgisayar programları benim işimin bir parçası. Onlarla çalışırken elimden gelen en iyiyi yapmaya çalışıyorum. Bununla birlikte tüm çalışmam içinde en güç ve sıkıcı kısım diyebilirim.

Her türlü kamera ile çalışabilir misiniz?
Her türlü altyapıdaki kamerayla, ne zaman üretilmiş olursa olsun iyi kareler yakalayabilirim. Bir fotoğrafçı kullandığı aletlerden bağımsız bir “görüş”e sahiptir, ama ben 20 yıldan uzun bir süredir Nikon ile çalışıyorum ve onunla mükemmel bir ilişki kurdum.

Son olarak, çok asık yüzlü bir kapanış yapmamak adına, bize fotoğrafla ilgisi olmasa da en vazgeçilmez objenizi söyleyebilir misiniz?
Seyahat tipi alarmlı saatim. O benim için vazgeçilmez, çünkü şafaktan önce işbaşı yapmam gereken günler oluyor.


***


 
The Story of Stuff

2 yorum: