27 Haziran 2012 Çarşamba

V for “Vicdan”


Jackie Chan: “Çocukken tam bir baş belasıydım, ama şimdi biliyorum ki, elinizde bir güç varsa bunu yardım etmek için kullanmalısınız.”

Karate Kid, 2010


 
Geçtiğimiz 3 ayda, basında yayınlanan yurtiçi istihbarat haberleri arasından “dayak” kelimesiyle basit bir tarama yaptırdığımızda, ilk önümüze düşen başlıklardan ufak bir seçki yer alıyor yukarıda. Çatışma çözme becerisi, öfke kontrolü ve hoşgörü ile ilgili temel sorunlardan başka, her haberde eksik olan diğer kelime hangisi olabilir sizce? 

Vicdan
Kişiyi kendi davranışları hakkında bir yargıda bulunmaya iten, kişinin kendi ahlak değerleri üzerine dolaysız ve kendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan güç. "Tüm insanlar dünyaya, kafa ve yüreklerinde bir iç mahkeme ile gelirler. Bunun adına vicdan denir." - A. Boysan   
TDK Güncel Türkçe Sözlük

Stephen Covey, Önemli İşlere Öncelik adlı kitabında vicdan duygusunun da bir kas gibi geliştirilebileceğinden söz ediyor. Neden olmasın?

Stephen Covey: "Vicdanınızı öğrenerek, dinleyerek ve karşılık vererek eğitin."


Önemli İşlere Öncelik, Varlık Yayınları, 1998
Yazarlar: Stephen R. Covey, A. Roger Merill, Rebecca R. Merill
Çevirmen: Osman Deniztekin

Tarih boyunca, insanda bir vicdanın varlığı ruhbilimsel, toplumbilimsel, dinsel ve düşünsel edebiyatta en çok doğrulanan kavramlardan biri olagelmiştir. Bilgelik edebiyatının “içimizdeki ses”inden, ruhbilimin “kolektif bilinçaltı” kavramına, hatta Pinokyo’nun yoldaşı olan,Walt Disney’in “Çekirge Jimmy”sine kadar, bu yeti tanınmış, kabul edilmiş ve insan varlığının önemli bir parçası olarak ele alınmıştır. Sigmund Freud, vicdanın aslında çocukluğumuzun ve kültürün ürünü olduğunu söylemiştir. Carl Jung, toplumsal vicdanın varlığını kabul etmekle birlikte, tüm kadın ve erkeklerin evrensel ruhundan kaynaklanan “kolektif bilinçaltın”dan da söz etmiştir. 

Çoğumuzun yaşadığı ve çalıştığı çevreler vicdanın gelişmesini destekleyen nitelikte değildir. Vicdanımızın sesini duymak, çoğu kez “sessiz” ya da “düşünceli” ya da “tefekkür (düşünüş)” halinde olmamızı  gerektirir ki, nadiren tercih ettiğimiz ya da ulaştığımız bir haldir bu. Hepimiz etkinliklere, gürültüye, toplumsal ve kültürel koşullandırmalara, medyanın mesajlarına ve içimizdeki o sakin sese karşı duyarlılığımızı körelten hatalı paradigmalara boğulmuş durumdayız. Oysa o ses ise bize gerçek kuzey (true North) ilkelerini ve onlarla ne derece uyum içinde olduğumuz öğretebilir.

Ancak şöyle bir durup açık yüreklilikle içimizin derinliklerini araştırırsak, o bilgelik kaynağından yararlanabiliriz.

Peki vicdanımızı nasıl geliştiririz? 

Vicdanın gelişimini beş çift elle simgelenen fiziksel yeterliliğin gelişimiyle karşılaştıralım. Bir çift el, icralarıyla dinleyicileri büyüleyen büyük bir piyaniste ait olsun. Bir diğer çift el, göz ya da beyin üzerinde yaptığı ameliyatlarla insanların hayatını, ,gözlerini, düşüncesini kurtarabilen usta bir cerrahın olsun. Yine bir diğeri çok sıkı rakiplere karşı ve zor durumlarda yaptığı vuruşlarla birçok turnuva kazanan ünlü bir golf oyuncusunun olsun. Bir başka çift el, sayfa üstündeki Braille alfabesinin kabartma işaretlerine dokunarak inanılmaz bir hızla okuyabilen bir köre ait olsun. Beşinci çift el de, yekpare mermer ya da granit kültelerinden güzel sanat eserleri yontabilen bir heykeltıraşın olsun.

Yüksek düzeyde eğitimli bir vicdan, bu ellerden herhangi biri gibidir. Eğitimi için yüksek bir bedel ödenmiştir, özverilerde bulunulmuş, engeller aşılmıştır. Ama ödülleri de büyüktür, eğitimli bir vicdan, yaşamımızın her yanını etkiler.

Vicdanımızı şu yöntemlerle eğitebiliriz:

  • İnsanlığın ortak temaları olarak süregelmiş gerçek kuzey ilkeleri hakkındaki bilincimizi genişletmek için, tüm zamanlara ait bilgelik edebiyatını okuyup üstünde düşünerek
  • Kendi deneyimimizin dışına çıkıp, yaşadıklarımızdan ders alarak
  • Başkalarının deneyimini dikkatle gözlemleyerek
  • Sessizlik içinde, içimizin derinliklerinden gelen o sese kulak verebilmek için zaman ayırarak
  • Sese karşılık vererek
Vicdanın sesini dinlemek tek başına yeterli değildir; karşılık vermek de gerekir. İçimizdeki sesle uyum içinde davranamazsak, vicdanımızın çevresinde onun duyarlılığını engelleyen bir duvar örmeye başlarız. C. S. Lewis’in söylediği gibi, “Vicdana itaatsizlik, vicdanı köreltir.”

Çağların ve kalbimizin bilgeliğiyle bağlantı kurarken, toplumsal aynanın bir ürünü olmak yerine, karakter ve vicdan sahibi biri oluruz. Güvenliğimiz insanların bize karşı davranışlarından ya da kendimizi başkalarıyla karşılaştırma tarzımızdan değil, kişisel bütünlüğümüzden kaynaklanır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder