15 Mayıs 2012 Salı

NE KADAR BENZEMEZMİŞİM BANA BEN?!.. *


Resim: Su Yücel (Hasan Ali Yücel'in torunu, Şair Can Yücel'in kızı)


İyi Vatandaş İyi İnsan, Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin en üretken ve uzun süreyle görev yapan Milli Eğitim Bakanı olan Hasan Ali Yücel’in 1956 yılında kendi eliyle kurduğu Türkiye İş Bankası yayınlarından çıkan bir kitap.

Kitapta farklı kültürlerin büyük düşünürleri, üç büyük din ve peygamberleri, insan ve çevresi ile toplum ve millet olguları ele alınıyor. Kitabın önsözüne kısaltmadan yer veriyorum aşağıda.

Bizim İnsanımız
Mühim olan, şu veya bu olmak değil, kendimizin ne olduğunu bilmektir.

Bu kitabı şüphesiz okuyucularım için yazdım. Fakat itiraf edeyim ki, yazma sebepleri arasında kendim de varım. Ömrümün otuz beşten eli beş yılına kadar süren devresinde politika içinde yaşamış olmam dolayısıyla hakkımda verilmiş doğruya uyan veya uymayan hükümler, bana bugüne kadar edindiğim bilgi ve tecrübeleri bir arada açıklama ihtiyacını duyurmuştur. Beşer kaderinde tahammülü en güç olay, anlaşılmamak; bundan da ağırı, ters ve yanlış anlaşılmak; daha da zorlusu;

Ne kadar benzemezmişim bana ben?!..

Dedirtecek şekilde anlatılmaktır. Ne yapalım ki, insanlar, cinsdaşlarına karşı her zaman adalet üzre olamıyor ve her zaman tarafsız kalamıyor. Nitekim aynı haksızlıklar, şahsım için pervasızca reva görülmüştür.

Bu hale bakıp, Goethe’nin dediği gibi, hayat ve hürriyetlerimizi, hatta bazen fikri şeref ve beşeri haysiyetlerimizi korumak için her gün yeniden mücadeleye ve durmadan kendi hakikatimizi savunmaya mecbur oluyoruz.
Yeter ki savunmada tutacağımız yol, aynı şekilde bir saldırma olmasın. Aksi takdirde ne vicdanlarda huzur, ne toplulukta nizam kalır. Hudutsuz zannedilen müdafaa hakkı bile edeple sınırlanmıştır.

Bu hisler içinde belki ben de Shakespeare ile nefes birliği ederek şöyle diyebilirdim:

Vazgeçtim bu dünyadan, tek ölüm paklar beni;
Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez,
Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,
Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,
Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın…

Evet, ben de böyle diyebilirdim. Fakat demedim. Nitekim Shakespeare de diyememiş. Fuzuli üslubundaki bu üzüntülü şirinin sonunda, dediklerine pişman olarak şöyle söylemiş:

Vazgeçtim bu dünyadan; dünyamdan geçtim ama
Seni yalnız komak var, o koyuyor adama!..

Büyük şairin “sen” diye hitap ettiği kimdi, bilmiyorum. Fakat kendiminkini pek iyi bilmekteyim. O, “Bizim İnsanımız”dır.

İşte ondan vazgeçmedim. Geçemem. Doğru bildiklerimi ona açmaya mecburum. Diğer taraftan “günlük ve geçici ikballerin, parlak, fakat gözlerimizi oyan ve bizi kör eden aletler” olduğunu da anlamış buluyorum. Hâlbuki insan için en büyük nimet, görmektir. Bilhassa olanı olduğu gibi görmek… Bundan üstün zevk arayanlar ise ancak onu, gördüklerini göstermekte bulabilirler. Bundan sonraki sayfaları dolduran fikirler, bu yolda, hayat vermiş büyük insanlarındır.

Benim emeğim, sadece onları bir araya getirmek, toplamak ve söylemek olmuştur. Bunda kullandığım usul, sevgidir. Sevgi, sevenlerin birbirlerine bakışlarında değil, aynı şeye ve aynı yere bakmalarındadır. İdeal budur ve inanıyorum ki, sevilmeyen, anlaşılamaz.

* Hasan Ali Yücel
19 Mayıs 1956



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder