17 Mayıs 2012 Perşembe

Biz Bilinci – 1


Eski Türk boylarından, Osmanlı’ya, Osmanlı’dan genç Türkiye Cumhuriyeti’ne güzel Anadolu’muzun bereketli toprakları binlerce yıl boyunca pek çok mikro kültüre (dil, din, ırk, yaşam alışkanlıkları yönünden farklı değerlere sahip alt toplumlar) ev sahipliği yapmış. Mustafa Kemal Atatürk’ün Osmanlı’da başlayan yenileşme hareketlerini, evrensel değerlerle bağdaştırarak, bambaşka bir boyuta taşımasıyla, söz konusu mikro kültürler, “Ne Mutlu Türküm diyene” sözü altında bir olmayı büyük ölçüde başarmışlar. 

Günümüzde bu anlayışın yer yer örselendiğini, üstelik de bu duruma zemin hazırlayan pek çok uygulamanın devletin geniş yetkilerini ve imkânlarını, bir süreliğine emanet olarak üstlenmiş hükümetler eliyle gerçekleştirildiğini görmek, pek çok vatansever gibi, bana da derin bir üzüntü veriyor. 
  
İletişim dilinde “Sen Ben” anlayışı diye nitelendirilen ve aynı yöne bakmak yerine, kişileri taraf haline getiren ve olumsuz hisleri besleyen bu durumdan kurtulmanın tek yolu içimizde uyuyan “Biz” bilincini geri çağırmaktan geçiyor. Her birimizin aslında, insanı insanca yaşatacak ölçüde gelir, barınma, sağlık güvenliği,  eğitimde fırsat eşitliği, adaletli bir sistem, huzurlu bir yaşam gibi ortak beklentileri olan 70 milyonluk dev bir ailenin üyesi olduğumuzu hiç aklımızdan çıkarmadan.
 
Bugün gazete haberlerinin biz bilincini nasıl beslediği ile ilgili ilginç bir araştırma özetine yer vereceğiz. Araştırmanın detayları, değerli psikolog ve iletişim psikolojisi uzmanı Doğan Cüceloğlu’nun (Prof. Dr.) İçimizdeki Biz adlı kitabında yer almaktadır.

***


Gazete Yazarlarında Sen Ben Anlayışı ve Biz Bilinci

Yaygın olarak okunan ve Türk okuyucusunun hemen aklına  geliveren toplam iki milyon beş yüz bin baskıya ulaşan altı gazete, alfabetik sırayla, Cumhuriyet, Hürriyet, Milliyet, Sabah, Türkiye ve Yeni Yüzyıl gazetelerinin her birinin 21 Haziran 1996 gününden itibaren on sayısı incelendi. Bu gazetelerde yazan yazarların, ekonomi ve spor da dahil olmak üzere, yazıları üç ölçek üzerinden değerlendirildi. 

Üç ölçek:

1 Tepkisel açıklama ya da sistem içinde açıklama ölçeği
Tepkisel açıklamada yazar bir olayı yorumlarken “Allah kahretsin, işte böyle oluyor; bu millet adam olmaz. Şu insanlar kötü, bu insanlar kötü; toplum kötü, devlet düzeni kötü gibi bir bakış açısı içindedir. 

Sistem içinde açıklamada yazar, olayın arkasında yatan dinamikleri gözler ve onları o şekilde bir araya koyar ki, olay yeni bir ışık içinde anlaşılır ve okuyan bu yazıdan yeni birşeyler öğrenir. 

2 Acizlik – Güçlülük ölçeği
Yazı okuyucuya “Acizlik - sen bu konuda bir şey yapamazsın” duygusu mu veriyor, yoksa “Güçlülük - sen bu konuda bir şeyler yapabilirsin” duygusu mu?

3 Kısa vadeli ve uzun vadeli görüş
Yazı okununca edinilen izlenim ne? Yazar uzun vadeli olarak olayları içeren, tümü kapsayan bir vizyon oluşturuyor mu? Yoksa yanıp, yakılıp, şu andaki durumu gözleyerek kısa vadeli ve dar kapsamlı bir görüş içinde mi olayları algılıyor?
Bu üç ölçeğin eksi ucu Sen Ben anlayışını, artı ucu ise Biz bilincinin seviyesini ölçmektedir.
Araştırmanın sonucunda, incelenen 104 köşe yazarının ancak 41 tanesinin Biz puanı olumlu ortalama vermiştir. Geri kalan 63 yazarın Biz puanı olumsuzdur, onlar yazılarını Sen Ben anlayışı içinde yazmışlardır. 

Sen Ben anlayışı kişileri tepkici, aciz ve vizyondan yoksun biri olmaya yönlendirmektedir. Vizyonsuz, umutsuz, umudunu kaybeden insan güçsüz bir insandır. Çünkü umudumuz şimdiki gücümüzün kaynağıdır. 

***

Gerçekten sorumlu ve çağdaş bir vatandaş olmak isteyen herkesin, bugünden itibaren sadece günlük gazetelerimizi ve televizyon programlarımızı değil, konuşmalarına kulak verdiğimiz, geleceğimize yön veren siyasetçilerimizi de aynı bilinç ve farkındalıkla dinlemesini ve izlemesini istiyorum.  




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder