19 Nisan 2012 Perşembe

"Lost in Translation" *

*Bir Konuşabilse, 2003

Sanatçı bir aileden gelen ve meslek seçimini babası gibi sinemadan yana yapan Sofia Coppola’ya 2004 yılında En İyi Özgün Senaryo dalında Oskar ödülünü kazandıran; diline, kültürüne tümüyle yabancı oldukları bir ülkede karşılaşan iki yabancının başından geçenleri ironik bir dille perdeye aktaran, ilginç bir film “Lost in Translation”.

Bir toplumu diğerinden ayıran değerler bütünü diye tanımlayabileceğimiz kültürün başlıca unsurlarından biri de dil. Kişilerin birbirleriyle savaşırken, barışırken ve anlaşırken kullandıkları en önemli araç. Farklı kültürlerin birbirlerini anlayabilmesi, ürettikleri düşünce eserlerini paylaşabilmeleri için ise bir yardımcıya ihtiyaç duyuyor dil; çeviriye.

Çeviri, çoğu zaman yazarlığın gölgesinde kalmış bir uğraş olmasına rağmen, özellikle de edebiyat alanındaki çevirmenlerin kıymeti yazarlardan hiç de aşağı kalır değil. Yabancı dilde yazılmış bir kitabı, kendi diline özgü malzemelerle, yeniden inşa eden kişiler çevirmenler. Ortaya çıkarttıkları bina, aslına sadık olduğu kadar, yeniden inşa edildiği zemin ve iklimle uyumlu olmazsa, okurları yazardan soğutacak denli olumsuz bir etki yaratıyor.

Cumhuriyetin ilk yıllarının efsanevi Kültür Bakanı Hasan Ali Yücel önderliğinde gerçekleştirilen bir dizi bilimsel çalışma, kongre ve aynı dönemde kurulan Tercüme Bürosu sayesinde, 500’e yakın temel eser, özenli bir çeviriyle dilimize kazandırıldı. Bu eserlerin pek çoğu hala halk kütüphaneleri ve evlerdeki raflarda yerini korumakta.

Kimi zaman aynı dili kullananlar arasında bile bir çevirmene ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde, raflara elimizi uzattığımızda, seçtiğimiz kitabın, yalnızca yazarına ve konusuna değil de, çevirmenine de dikkat ederek, bilinçli bir okuyucu olma yolunda büyük bir adım atabiliriz.

***

Yeni tercüme bürosu gerekli mi? Doğan Hızlan, Hürriyet, 25 Şubat 2002

Çevirmenlerin sorunları, Radikal, 30 Eylül 2005

Çevirmenler Birliği

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder