14 Nisan 2012 Cumartesi

Biraz da gülelim...


Günlerden bir gün, kasaba halkı, Nasreddin Hoca'yı ziyarete gelmişler, yüzlerinden düşen bin parça.

- Hoca, hoca, bizim kadının sağı solu belli olmuyor, aynı suça bazen beraat, bazen de çok ağır ceza veriyor. Ne yapalım, ne edelim, diye dert yanmışlar.

Hoca durumu ilgili büyüklere bildirmişse de, onları inandıramamış. İspat et öyleyse Hoca, demişler.

Hoca düşünmüş, taşınmış, aklına bir şey gelmiş, siz bir müfettiş yollayın buraya, beraber ziyaret edelim Kadı’yı demiş. Gelmiş müfettiş kasabaya, kim olduğunu söylemeden, üç beş kişiyi daha toplayıp, gitmişler ziyarete kadıyı.

Biraz hoş beş derken, Hoca konuyu açmış:

-"Efendi, efendi" demiş. "Kırda sığırlar yayılırken aralarından biri, -sanırım sizin alaca- bizim ineği karnından boynuzlayıp öldürmüş. Şimdi ne yapacağız?"

- "Bunda sahibinin ne kusuru var ?" demiş sertçe Kadı, "Hayvandan kan davası olur mu?"

Yanındakiler uyarmış, Hocam sen yanlış biliyorsun:
- "Ölen inek Kadı’nın, boynuzlayan seninki!"

Bunu duyan Kadı hışımla fırlamış yerinden:
- "Şimdi mesele karıştı, verin bakalım şu kara kaplı kitabı, ne emrediyormuş bakalım içinde!”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder