2 Şubat 2012 Perşembe

Yarım kalan hayatlar galerisi

Fotoğraf: Milliyet Çocuk 1980,
Kapak: İsmail Gülgeç, İnce Memed

Çocukluk kişiliğimizin temellerinin atıldığı en önemli yaş dönemi. Okuryazarlık ise bu dönemde kazanılan ve çocuğu bağımsızlaştıran paha biçilmez bir yeti. Bu beceriyi kazandığım ilk günlerde, her elime alışımda içimi heyecan ve neşeyle dolduran bir dergiyle tanışmıştım, Milliyet Çocuk.

Zengin yazar ve çizer kadrosu, dünya klasiklerini sevdiren çizgi romanları, merak uyandıran bilim ve tarih konulu yazılarıyla dopdolu bir içeriği olan Milliyet Çocuk'la kurduğum sıkı dostluk uzun yıllar sürdü. Her hafta çıkış gününü iple çektiğim dergiyi elime alır almaz hevesle yüzüme bastırır, kendine özgü kokusunu büyük bir mutlulukla içime çekerdim. Dergi Şubat 1979'da Milliyet Gazetesi'nin Başyazarı Abdi İpekçi'nin Nişantaşı'nda kurşunlanmasının ardından, ülkemizin acı gerçekleri ile de çok erken bir dönemde tanıştırdı okurlarını.


Gazetesinin okuyucularına, satış-pazarlama mantığına göre davranışı ve düşüncesine yön verilmesi gereken bilinçsiz tüketiciler değil; doğru, tarafsız bilgiyle buluşturularak, bağımsız fikirler üreten bireyler olarak saygıyla yaklaşan Abdi İpekçi’nin Milliyet gazetesi ve Türkiye’de gazetecilik için taşıdığı önemi, Melih Aşık’ın Milliyet Gazetesi’nde Açık Pencere adlı köşesinde, 1 Şubat 2012 tarihinde yayınlanan yazısından alıntılayarak anımsayalım:

“Abdi Bey Milliyet’e ruhunu vermiş olan gazetecidir... Gazetemiz hâlâ “Abdi İpekçi’nin Milliyeti” diye anılır...

Abdi Bey, ilkokul bilgi yarışmaları, folklor yarışmaları, müzik yarışmaları düzenler, sayfalarda çocuklar, gençler ve kadınların okuyacağı alanlar açardı. Milliyet kendi okurunu küçükten ele alarak yetiştirmiştir. Gazeteye erken yaşta bağlanan çocuk ve gençler sonraki yıllarda Milliyet’in en has okurlarını oluşturdular. Fenerbahçeli babamız Milliyet’i spor sayfasının zenginliği nedeniyle alırdı. Biz Milliyet’i resimli romanlarından okumaya başladık. Sonra diğer sayfalarına geçtik. Milliyet, erken yaşta gazete okuru olmamızda büyük rol oynadı…”

Ülkemizin gezmesi keyif değil utanç veren bir yarım kalan hayatlar galerisine dönüşmemesi için sorumlu vatandaşlar olarak yakın ve uzak tarihimizi tarafsız ve bilimsel kaynaklardan iyi öğrenmeli, yeni nesillerin nitelikli eğitim alması için elimizden geleni yapmalı ve hangi sebeple olursa olsun, çözüme ulaşmamış sorunları içtenlikle sahiplenmeli ve takipçisi olmalıyız.

Zorlu da olsa, ancak bu şekilde tüm toplum kesimlerini kapsayan, gönülden kurulmuş bir birlik ve beraberliğin verdiği sıcaklık ve samimi bir uzlaşma duygusuyla, gerçekten aydınlık günlere, umutlu yarınlara kavuşabiliriz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder