29 Ocak 2012 Pazar

Benim için gerçek bir kalp, lütfen…

Oz Büyücüsü (The Wonderful Wizard of Oz) Amerikalı yazar Frank Baum tarafından 1900 yılında kaleme alınmış, çok sevilen, masalsı bir çocuk kitabıdır. Bir kalp kusuruyla dünyaya gelen Baum, çocukluk yıllarını zorunlu olarak daha sakin oyunlarla, hayali dostlarla geçirir. Sıkılgan bir çocuk olan yazarın gelişkin hayal gücünün ilk tohumları o yıllarda atılır. Kitabın kahramanı Dorothy’ye cesaret arayan korkak bir aslan, beyni olmadığı için düşünemeyen bir korkuluk ve kalbi olmadığı için duygulanamayan bir teneke adam eşlik eder.

Geçtiğimiz hafta yayın kuruluşlarında sağlık ve organ bağışı konularında dikkat çekecek sayıda haber yer aldı. Haberlerin pek çoğu olumlu, geleceğe dair ümit vericiydi. Ancak aralarından bir tanesi var ki, okuyanların yüreğini dağlayan cinsten. İki yaşını henüz bitirmiş Çiğdem Gürler, bebeklikten çocukluğa geçemeden, uzun süredir beklediği kalp nakli gerçekleştirilemediği için hayata gözlerini yumdu.

Organ bağışı, günlük yaşamda unutmak istediğimiz bir gerçeği yüzümüze sertçe çarptığı için, üzerinde düşünmesi ve dillendirmesi kolay konulardan biri değil. Ancak Amerika ve Türkiye'de uzun yıllardır ekibiyle birlikte yaptığı başarılı karaciğer nakilleriyle, sayısız hayat kurtaran değerli tıp doktoru Prof. Dr. Münci Kalayoğlu’nun aşağıdaki sözleri, çoğumuzun düşünmekten bile kaçındığı bu konunun önemini etraflıca özetliyor:

Fotoğraf: Gürler Ailesi

“Organ bağışı konusuyla ilgili herkesin bilgilendirilmesi gerekmektedir. İlk olarak şu soruyu sormamız gerekir. Organ bağışı niye hayat kurtarır? Bağış olduğu sürece yapılan organ nakilleri sayesinde hasta olan insanlar iyileşip, normal hayatlarına dönebilirler. Bu toplumsal bir problemdir ve herkesin elini taşın altına koyması gerekir. Çok iyi merkezler kurulması ve çok sayıda organ nakli yapılması, kronik organ yetmezliği sorunu yaşayan hastalarımızın kurtarıcısı olacaktır.

Ülkemizde organ bekleyen kişi sayısı gün geçtikçe artmakta ancak organ bağışının istenilen düzeylere ulaşamaması nedeniyle kısıtlı sayıdaki hasta organ nakliyle hayata dönebilmektedir. Bu sistemin Türkiye’de henüz iyi işlememesi nedeniyle organ bağışının az olması, hastaları ve organ nakli merkezlerini canlıdan nakillere yöneltmektedir. Türkiye, organ bağışında gelişmiş ülkeler seviyesine çıktığında, sağlıklı insanların ameliyat olmasına gerek kalmayacaktır. Bu konuda tüm toplumu aydınlatacak projeler üretilmelidir.”

Bana gelince, ben herkese vicdanlı bir kalp, en acı günlerinde bile olsalar, dogmalara yüz vermeden doğrular üzerinde tarafsızca düşünmeyi başaracak bir beyin ve zor kararları göğüsleyebilmek için tükenmez bir cesaret diliyorum, daha nice Çiğdem’ler dünyaya getirdikleri benzersiz hediyeleri bizlerle paylaşmadan ve hayatla tanışamadan bir hiç uğruna solup gitmesinler diye… Hep birlikte gökkuşağının öte tarafına geçmeyi beklemeden…

*

Yapay kalple yaşam savaşı veren Çiğdem bebeğin organları iflas etti, Posta Gazetesi, Arda Tuna

Türkiye'de yapay kalp takılan en küçük ikinci bebek olan 2.5 yaşındaki Çiğdem Gürler hayatını kaybetti.

Minik Çiğdem kalp bağışı beklerken hayatını kaybetti

Bağlantı*

Türkiye Organ Nakli Derneği

Prof. Dr. Münci Kalayoğlu haberleri

Organ ve Kan Bağışı, Diyanet İşleri Başkanlığı Açıklaması

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder