9 Aralık 2011 Cuma

SANATSEVER OLMAK YA DA OLMAMAK, İŞTE BÜTÜN MESELE BURADA…

19 Eylül 2011 tarihli yazı


Fotoğraf: Ünlü İngiliz aktör Laurence Olivier, Hamlet

Sanat duygusu insanın özünden doğan, kendini ifade etmeye zorlayan, dizginlenemeyen bir dürtü diye bitirmiştik geçen hafta sözlerimizi. Her birimizin içinde saklı olan sanat duygusunu nasıl ortaya çıkarıp işleriz diye sormuştuk. Bu hafta bu sorunun yanıtları üzerinde konuşacağız.

Müze gezmeyi sevenlerin dikkatini çekmiştir, en eski çağlarda bile insanın doğayı kendi bilinç süzgecinden geçirip, yeniden yaratmasıyla ortaya çıkan sanat ürünleri mevcut. Mağara duvarlarına çizilen resimler, fildişi heykelcikler, cam işleri, takılar bunların ilk örnekleri. O dönemde sanatla (tek ve benzersiz bir ürün ortaya çıkarma çabası) zanaatın (el ustalığını ön planda tutarak daha çok işlevsel ürünler ortaya çıkarma faaliyeti) birbirine yakın ve toplumla iç içe olduğu söylenebilir.

Fotoğraf: Fildişi figürin, kadın tanrıça, Kültepe, M.Ö. 1800-1700, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi

Toplumsal yapının yerleşik hale gelmesi, mülkiyet düzeninin kurulması sanatın da yerinin ve öneminin değişmesine neden oldu. Başlangıçta toplumun doğal bir parçasıyken, değişen koşullar yüzünden sanat toplumdan koparak önce hükümdarların, cemiyetlerin, din kurumlarının ve günümüzde de geniş sermayeyi elinde bulunduran ticari kuruluşların ve devletlerin kültür politikalarının şemsiyesi altında yaşamını sürdürdü. Bu gelişmeler çeşitli sanat dallarında (mimari, heykel, duvar resimleri) olağanüstü görkemli eserler verilmesini sağladıysa da, gerçek sanatçıların bağımsız çalışma ihtiyacı ile çelişen üretim baskılarının ortaya çıkmasına neden oldu.

Sanatın yaşaması, ilerlemesi için sanatçıların ürettiği eserleri anlayan, yorumlayan, bağrına basan bir sanatsever kitlesi de vazgeçilmez. Bu noktada sanatsever nedir sorusunu bir kez daha sormak gerekiyor. Sözlükler Sanatseveri, sanatı seven, koruyan, yaşatan kimse olarak tanımlıyor. Sanatın kendimizi ifade etme dürtüsü olduğuna değinmiştik, öyleyse sanatı sevmek, korumak ve yaşatmak, özümüzü sevmek, korumak ve yaşatmakla eş anlamlı hale geliyor.

Özellikle büyük şehirlerdeki hızlı yaşantının etkisiyle giderek birbirlerine ve kendine yabancılaşan bireyleri yeniden benliğine, iç sesine kavuşturmak; hayata, doğaya, dünya işlerine daha tarafsız ve eleştirel gözlerle bakmalarını sağlamak için sanat çok değerli bir araç ve ilaç oluyor. Bu noktadan bakıldığında yaşamı dolu dolu ve kendini aldatmadan yaşamak isteyen her birey için sanatsever olmak büyük önem taşıyor.

Internet teknolojisi kişilere bölgesinde veya dünyadaki sanat faaliyetleri konusunda bilgilenmek ve bunlara katılmak için sayısız fırsatlar sunuyor. Internetten yayın yapan sanat sitelerine birkaç örnek: http://www.ekavart.tv/ * http://www.kulturvesanat.tv/ * http://sanart.tv/ * http://www.akademiart.tv/ * http://www.yoyom.tv/

Daha detaylı bilgileri araştırmak gerçek ve meraklı bir sanatseverin görevi oluyor; herkese iyi araştırmalar…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder