17 Aralık 2011 Cumartesi

Düşler Denizi, Akdeniz

Fotoğraf: Anonim

Düşler Denizi, Akdeniz

"İnsanın kucaklaşması, sevgisi anlatılırken Akdeniz aklıma geldi. Akdeniz büyüktü, bizden bir denizdi. Kucak açmayı bu adla anlatmak istedim. Sevgiyi ve kucaklaşmayı anlatırken bir kadının bütünlüğünden yararlanmak istedim."


1980 yılında Yapı Kredi’nin siparişi üzerine yapılan ve kanımca dünyadaki en güzel deniz heykellerinden biri olan “Akdeniz Heykeli”nin yaratıcısı İlhan Koman böyle anlatıyor eserini. Yaratıcısına 1981 yılında ‘Sedat Simavi Vakfı Görsel Sanatlar Ödülü’nü de kazandıran bu özgün eser, şehrin en hareketli kavşaklarından biri olan Zincirlikuyu’da; önünden geçerek okuluna, işine giden, uzun yolculuklara çıkan İstanbulluları iyi dilekleriyle, sessizce uğurladı yıllar boyunca.

Fotoğraf: Anonim

Edirne’de, 1921 yılında dünyaya gelen İlhan Koman, heykel eğitimini Güzel Sanatlar Fakültesi’nde aldı. 1958 yılına kadar İstanbul’da yaşayan Koman, aynı yıl İsveç’e yerleşerek çalışmalarına bu ülkede devam etti. http://www.koman.org/main/in_frame_cv.htm

1967 yılında Stokholm Uygulamalı Sanatlar Yüksek Okulu'na öğretim üyesi olarak kabul edilen Koman’ın aynı dönemde yeni geometrik türevler ve yel değirmenleri gibi bilimsel buluşları tescillendi. Anıtkabir merdivenlerinin sağ kanadındaki rölyefler de İlhan Koman’ın günümüzde görülebilen eserlerinden biridir.

Koman’ın Stokholm’de, 20 yıl boyunca evi ve atölyesi olarak kullandığı 105 yıllık Hulda isimli teknesi 2007 yılında bir yüzen kültür merkezine dönüştürüldü. 2010 yılına İstanbul’daki ilk durağından yola çıkan gemi, Hulda Festivali adıyla, sınırları aşarak, sanata ve bilime yaptığı ilgi çekici yolculuğuna devam etmekte. http://www.huldafestival.org/Home

Yazımızı noktalarken, İlhan Koman’ın sanat hakkındaki görüşleriyle baş başa bırakalım sizi.

“Bir nesnenin sanat olması için, has, öz, gerçek olması gerekir. Sanatta tek ölçü budur. Sanatın kopya, özenti, taklit olmayan, kendi kendine bir olay olması gerekir. Bu, küçük veya büyük de olur, obje de eşya da olur, figüratif veya non-figüratif de olur. Bütün sorun tek ve gerçek olmasıdır... Aslında sanat, bence insanın bilinmeyene doğru çıktığı bir serüvendir. Sanatçı, devamlı kendisini yenileyebilmelidir."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder