4 Aralık 2011 Pazar

Dengeyi koruyabilmek…


"Sona ermeyen, kesintisiz sürüp giden şeyler beni çekiyor. Zaman kavramı yok kafamda.

Belki de insan sevgisine inandığım için. Çünkü insan bitmezse, zaman da bitmez" diyor Alev Ebuzziya.


Fotoğraf: galeriebesson.co.uk


Özünü topraktan alan, insanoğlunun hünerli ellerinde şekilden şekilde giren, suyla, ateşle can dostu, başlangıç tarihi insanlıkla eş bir dal seramik sanatı. Anadolu’daki erken dönem Türk seramik sanatından http://www.motiftr.com/L/TR/mid/162/ bugüne kalan örnekler, sanatın gelişkinliği ile ilgili büyük ölçüde fikir vermeye yetse de, sayıları oldukça sınırlı. Osmanlı döneminde üretilen eserler ise, uygulama alanları, teknikler ve desenler yönünden büyük zenginlikler ortaya koyuyor. http://www.infoankara.net/kultur-sanat/genel-kultur/980-seramik-sanati-.html


Bu köklü ve zengin mirasın üzerinde yükselen çağdaş seramik sanatı ise özellikle Cumhuriyetle beraber büyük ivme kazanmış, birbirinden değerli sanatçılar yalnız Türkiye’de değil, dünya sahnesinde de kendilerine sağlam birer yer edinmişlerdir. Alev Ebüzziya da bu sanatçılar arasında özgün tarzıyla en en önde gelen isimlerden biridir.


İstanbul’da dünyaya gelen Alev Ebüzziya, İngiltere’de tamamladığı ortaöğretiminin ardından, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde iki yıl boyunca Füreya Koral’dan özel öğrenci statüsünde eğitim aldı. Sonraki yıllarda sırasıyla, Almanya’da Höhr-Grenzhausen, İstanbul’da Eczacıbaşı seramik fabrikaları ve Danimarka’da Danimarka Kraliyet Porselen Fabrikaları’nda tasarımcı olarak çalıştı. Sanatçının eserleri 1960’lı yıllardan itibaren Kopenhag, Londra, Paris, New York başta olmak üzere, dünyanın dört bir yanında süreli ve daimi olarak sergilenmektedir. http://tr.wikipedia.org/wiki/Alev_Ebuzziya

http://www.hurriyet.com.tr/cumartesi/4442430.asp


Fotoğraf: galeriebesson.co.uk


Sanatçı özellikle, sade bir form arayışıyla ortaya çıkardığı, yüksek bir el becerisi gerektiren, yumurta kabuğu inceliğinde, çaplarına oranla çok küçük bir tabana oturan ve adeta havada duruyormuş hissi veren çanaklarıyla, seramik sanatına dikkat çekici bir yenilik getirmiştir. Ebüzziya, uzun yıllar boyunca sır rengi olarak İstanbul Boğazı’nın turkuazı ve mavisini tercih etse de, son yıllardaki eserlerinde yeni renk denemeleri de göze çarpmaktadır. http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/173546.asp

http://www.sosyalistarsiv.com/seramik/3646-alev-ebuzziya-1938-istanbul.html


Ülkemizde eserleri Ankara Devlet ve Resim Heykel Müzesi’nde yer alan Ebüzziya, sanatsal çalışmalarının yanı sıra yurtiçi ve yurtdışında farklı kuruluşlar için endüstriyel tasarımlarına devam etmektedir.


Güzel ülkemizin fırtınalı rüzgarlarına, içimizdeki dengeyle karşılık vermeye çalışırken, aradığımız ilhamı Ebüzziya’nın uçan çanaklarında bulmak mümkün gözüküyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder