4 Eylül 2011 Pazar

Kalk artık, sabah oldu!

Fotoğraf: Flickr.com

Sabahları nasıl kalkarsınız? Sol tarafınızdan mı! Soruyu şöyle sormalıydım sanırım. Sabahları ne veya kim uyandırır sizi? Çalar saatiniz, cep telefonunuz, anneniz, eşiniz, bebeğiniz… Liste böylece uzayıp gidiyor galiba. ‘Top atılsa uyanmam’ diyen, sizi de duymadım sanmayın. Modern zamanları bir kenara koyarsak, en eski çağlardan beri bize sabahı müjdeleyen bir doğa harikasıyla karşılaşıyoruz. Evet, doğru tahmin ettiniz, horozlardan bahsediyoruz.

Sivri gagaları, mahmuzlu ayakları ve gül rengi ibikleriyle, kümeslerin renkli, gururlu ve gürültücü bekçisi horozlar. Bu sevimli hayvanla yalnızca kümeslerde değil birçok sanat dalında karşılaşıyoruz. Ülkemizde horoz denince ilk akla gelen kişi seramik sanatçısı ve ressam, Prof. Dr. Jale Yılmabaşar. Horoz sembolüyle bu denli bütünleşmiş olan Yılmabaşar’ın en üretken döneminde başına gelenlerse pişmiş tavuğun başına gelmemiştir.